Yaşar Koç
İnsanligin en kadim ve bitmeyen yolculugu olan goc, sadece bir cografyadan digerine ilerlemek degil; hafizanin, kimligin, yaslarin ve umutlarin zaman icindeki sessiz yürüyüşüdür. Yasar Koc, Yeryuzu Yolculari: Gocun Ayak Izleri adli bu kapsamli eserinde, insanin yeryuzundeki hareketliligini tarihsel, toplumsal, psikolojik ve insani boyutlariyla ele alıyor.Eser; Afrika’dan yola cikan ilk insan topluluklarindan Kavimler Gocu’ne, Sanayi Devrimi’nin fabrika bacalari altinda buyuyen çocuklardan Lozan Nufus Mubadelesi’ne, Akdeniz’in sularinda kaybolan hayatlardan modern sehirlerin gecekondu mahallelerine ve dijital gocebelige kadar cok genis bir yelpazeyi kapsiyor. Yazar, sadece buyuk ordularin, hukumdarlarin ve zaferlerin tarihini degil; geride birakilan sogumus ocaklari, terk edilen evlerin kilitli kapilarini, bir annenin kucaginda tasidigi ninnileri ve bavullara sigmayan yarim kalmis hatiralari merkeze aliyor.Kitap boyunca su temel sorularin izi suruluyor:- Bircok yeri gezmis ve farkli hayatlara dokunmus bir insan, gercekten bir yere varabilir mi?- Dil, mülkiyet, aksan ve aidiyet duygusu insanin icindeki haritayi nasil sekillendirir?- Sinirlarin ve pasaportlarin otesinde, insanin gercek yurdu neresidir?'Insan bazen bir ulkeyi degil, kendini terk eder. Butun yolculuklar, eve donusu arayan bir hatiradir.' anlayisiyla kaleme alinan bu eser; okuyucuyu hem tarihsel olaylarin ardindaki bireysel hikayeleri gormeye hem de kendi icsel yolculugunda ait oldugu yeri yeniden dusunmeye davet etmektir. Bedenlerin yer degistirmesinden cok ruhun ve vicdanin izlerini takip eden Yeryuzu Yolculari, dunyanin hafizasina birakilmis silinmez bir insanlik tanikligidir.İnsanligin en kadim ve bitmeyen yolculugu olan goc, sadece bir cografyadan digerine ilerlemek degil; hafizanin, kimligin, yaslarin ve umutlarin zaman icindeki sessiz yürüyüşüdür. Yasar Koc, Yeryuzu Yolculari: Gocun Ayak Izleri adli bu kapsamli eserinde, insanin yeryuzundeki hareketliligini tarihsel, toplumsal, psikolojik ve insani boyutlariyla ele alıyor.Eser; Afrika’dan yola cikan ilk insan topluluklarindan Kavimler Gocu’ne, Sanayi Devrimi’nin fabrika bacalari altinda buyuyen çocuklardan Lozan Nufus Mubadelesi’ne, Akdeniz’in sularinda kaybolan hayatlardan modern sehirlerin gecekondu mahallelerine ve dijital gocebelige kadar cok genis bir yelpazeyi kapsiyor. Yazar, sadece buyuk ordularin, hukumdarlarin ve zaferlerin tarihini degil; geride birakilan sogumus ocaklari, terk edilen evlerin kilitli kapilarini, bir annenin kucaginda tasidigi ninnileri ve bavullara sigmayan yarim kalmis hatiralari merkeze aliyor.Kitap boyunca su temel sorularin izi suruluyor:- Bircok yeri gezmis ve farkli hayatlara dokunmus bir insan, gercekten bir yere varabilir mi?- Dil, mülkiyet, aksan ve aidiyet duygusu insanin icindeki haritayi nasil sekillendirir?- Sinirlarin ve pasaportlarin otesinde, insanin gercek yurdu neresidir?'Insan bazen bir ulkeyi degil, kendini terk eder. Butun yolculuklar, eve donusu arayan bir hatiradir.' anlayisiyla kaleme alinan bu eser; okuyucuyu hem tarihsel olaylarin ardindaki bireysel hikayeleri gormeye hem de kendi icsel yolculugunda ait oldugu yeri yeniden dusunmeye davet etmektir. Bedenlerin yer degistirmesinden cok ruhun ve vicdanin izlerini takip eden Yeryuzu Yolculari, dunyanin hafizasina birakilmis silinmez bir insanlik tanikligidir.